SEMPTOMLAR, BEDENİNİZDE YEŞEREN AYNISEFA ÇİÇEKLERİ Mİ?

SEMPTOMLAR, BEDENİNİZDE YEŞEREN AYNISEFA ÇİÇEKLERİ Mİ?

 

Dr. Zach Bush doğal insan sağlığını ve ekolojik dengeyi geri kazanma adına kar amacı gütmeyen çalışmaları olan çok yönlü,araştırmacı bir doktor .
” Doctor who predicted covıd-19 answers all” isimli söyleşisinde bir metaforla yaptığı hastalık tanımlamasının homeopatinin hastalığa bakış açısına olan benzerliği dikkatimi çekti. Önce söyleşinin bu bölümünü hatırlayalım:
”…hiv virüsü dahil olmak üzere, her virüs türlü formlarıyla dünyanın başından beri dünyanın bir organı olarak mevcuttu. Aynı şekilde kendi bedenlerimiz de milyonlarca mikroorganizmaya ev sahipliği yaparken dengede ve sağlıklı.Tıpkı bir yağmur ormanının içindeki sayısız mikro ve makro organizmalar ile dengede ve sağlıklı olduğu gibi.
Ama üstüne oraya ait olmayan genetik bir materyal (ilaç) sıkıldığında dengesini kaybediyor, ve o vakit yabani otlar ormanı sarmaya başlıyor.
Aynı örneği insan bedenine götürelim; insan genetiğiyle oynanmış tohumların ürünü olan sebze-meyve ve hayvan ürünlerini tüketip, zehirlenmiş suları içip, zehirlenmiş havayı soluduğunda kendi içindeki mikro organizmalar arasındaki dengeyi bozuyor.

Denge bozulana dek yabani otun orada, toprağın altında olduğuna dair tek bir işaret yoktu…

Denge bozulana dek hastalık olarak ad taktığımız bir virüsün orada var olduğuna dair en ufak bir fikrimiz yoktu…

Ama ormanı ot kapladı… İnsan hayatını sarsan bir hastalık peyda oldu..

Dünyanın genetik-mikroorganizma havuzunda zaten mevcut olan ve yalnızca dengenin bozulduğu hallerde ortaya çıkıp kendini gösteren zerreleri; orman için yaban otları ve insan bedeni için hastalık adlarıyla sınıflandırdığımız bazı mikroplar bir şeyin habercisi ve elçisi.

Örneğin aynısafa çiçeği tarlanızın ortasında durduk yere yoğun bir şekilde çıktıysa bu sene toprağınızın çok sertleştiği anlamına gelir. Bu uyguladığınız ilaçlama nedeniyle ya da hidrotermik santralin kuruttuğu dere kolları nedeniyle olabilir… Aynısefanın güçlü kökleri toprağı delip havalandırmaya çalışıyor…

Ama çiftçiye otu yolup yok etmesi öğretilmiş. Çiftçi yaban otlarını düşman bilmiş.. Ona zehirlerle saldırıyor.. Bilmiyor ki bu sefer o otları bir kutu ilaçla yok etmeyi başardıysa seneye 5 kutu ilaca ihtiyacı olacak.. ertesi sene 10…

Aynı şekilde bedenin sağlıklı işlevine geri dönebilmesi için görevini yapan mikroplar da düşman ilan edilmiş ve onlara da ilaçlarla saldırılmış…..”

Homeopatik Felsefe de derki:
Hastalık diye adlandırdığımız semptomlar organizmanın her hangi stresli bir duruma (bakteri, virüs, üzücü bir olay, fiziksel tarvma vb) karşı verdiği reaksiyondur. Fiziksel seviyede bir virüs varsa bunun yarattığı stres yaşam gücü ( kişinin kendi kendini iyileştirme gücü) tarafından algılanır ve savunma mekanizmaları harekete geçer mesela ateş yükselir, bir anksiyete hali olabilir, boğaz ağrısı, öksürük vb semptomlar gelişebilir.Grip, zaatüre olarak isimlendirilen aslında hastalığın kendisi değil bir grup semptoma verilen isimdir.Bu semptomlar hastalığın kendisi değil vücudun hastalığa verdiği cevap, gösterdiği tepkidir.
Tıpkı Dr.Bush’un söyleşisinde ifade etiği ,tarlanın ortasında toprağı havalandırmak için biten aynısafa otu gibi…

Hastalığın kökenine inmeden sadece bu şikayetleri ortadan kaldırmaya yönelik yapılan tedavinin sonucu da , yabani otlar için her sene daha fazla kimyasal kullanmak zorunda kalan çiftçi örneğine benzer..Her geçen gün artan kronik hastalıklar…
Homeopati Hastalığı değil hastayı tedavi eden, kitlesel değil kişisel tedavi uygulayan , kişiyi 3 seviyede değerlendirerek ilacını yani remedisini seçen kuralları ve prensipleri olan tek tıp bilimidir. Remediler bir organa veya sisteme yönelik değil ,kişideki tüm rahatsızlıkları iyileştirebilecek tek güç olan kendi kendini iyileştirme gücünü ( yaşam gücü) provake etmek ,harekete geçirmek üzere verilir.
Homeopatik tedavi, vakaların çoğunda doğrudan hastalığın temel nedenini hedefler.Bu temel neden, dışsal etkenler değil , bireyin hasta olma duyarlılığı, yatkınlığıdır.
Genelde hastalığın çeşitli faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanan bir dengesizlik durumu olduğu iddia edilebilir. Basitleştirerek bu nedenleri üç ana gruba ayırabiliriz:
1) Bireyin hasta olmaya genel yatkınlığı,ki bu bir yandan kalıtım tarafından, diğer yandan yaşam boyunca edinilen bir duyarlılık ile belirlenir
2) Çevresel ve diğer tüm stres faktörleri
3) Zihinsel hijyen de dahil olmak üzere kişinin genel hijyeni veya yaşam tarzı..
Yılların verdiği tecrübeyle pek çok homeopatın görüşü, vakaların büyük çoğunluğunda hastalığın temel nedeninin, bireyin hasta olmaya yatkınlığı olduğu yönündedir.Diğer faktörlerin varlığı ile oluşan zemin, yatkınlığın ifadesine ve hastalık oluşumuna sebep oluyor.
Homeopatide fiziksel zihinsel duygusal tüm semptomlara göre seçilen en benzer remedi ile (veya başka bir deyişle, en homeopatik remedi ile ) organizma kendini yeniden dengeler, böylece hasta olma eğilimi büyük ölçüde azalır.
İşte bu nedenle HOMEOPATİ GEZEGENDEKİ EN ETKİLİ KORUYUCU HEKİMLİKTİR.
Söyleşiyi alıntıladığım bloğun sahibi Gökhan ATIŞ’a teşekkür ediyorum.

Yorum yok

Yorum yap

error: İçerik kopyalanamaz.