Sıkça Sorulan Sorular

HOMEOPATİK TEDAVİ İLE MODERN TIBBIN İLAÇLARI BERABER VERİLEBİLİR Mİ?

Homeopati diğer tamamlayıcı  ve konvansiyonel-allopatik dediğimiz modern tıbbın tedavi yöntemleri ile bereber kullanılabilir.Anti hipertansif, kardiyak ve diyabetik ilaçlar, antipsikotik, epileptik gibi uzun kullanımlı ilaçlar homeopatiyle kullanılabilir. Antibiyotik gibi kısa kullanımlı ilaçlar dahi homeopatik tedaviye başlamadan bırakılmamalıdır. Bu nedenle  homeopat doktorunuzun önerileri doğrultusunda hareket etmeniz, gerekirse ilaçların aşamalı nasıl bırakılabileceği konusunda ondan bilgi almanız oldukça önemlidir. Homeopatik tedavi sırasında ortaya çıkan boğaz enfeksiyonu ishal, kusma gibi akut durumlarda da homeopatik tedavi almalısınız. Çünkü  bu akut kriz zamanlarında bedeniniz, başka zamanlarda hissedilmeyecek garip semptomları atmaya çalışmaktadır. Bu garip semptomları da kapsayacak bir remedi  hem akut tablonuz hem de uzun süredir devam eden rahatsızlığınız için etkili olacaktır.

Bununla birlikte birbirinden farklı iki tıbbın tedavi yöntemlerini bir arada kullandığınızda hangi tedavinin etkili olduğuna karar vermek ve gidişatı doğru değerlendirmek güçtür. Ayrıca kullanılan konvansiyonel ilaçlar semptomları değişikliğe uğratacağından,doğru remediyi reçetelemek için gerekli olan yeterli ve doğru veriye ulaşılamayacağı da unutulmamalıdır.

HOMEOPATİK TEDAVİDE SEMPTOMLAR NEDEN ÖNEMLİDİR?

Belirtiler bir hastalığın dilidir. Geleneksel ilaçların çoğu (hepsi değil) belirtileri inhibe eder ve bastırır. Bazen bu durum daha ciddi semptomların ortaya çıkışına neden olur. Konvansiyonel (allopatik) hekimler yeni semptomları öncekilerle ilişkili olarak değerlendirmezler. Bu bulgulara yeni ve ilgisiz sorunlar gibi davranırlar. Konvansiyonel tıbbın fizyolojik dozlarında öncelikle palyasyon ve bunu takiben bastırma ve ardından orijinal durumun şiddetlenmesi olur.

Homeopati, semptomları hafifletmek veya bastırmak istemez. Hastalık semptomları, vücut tarafından iyileşme / dengeleme veya sıkıntıya işaret olma girişimleri olarak görülür. Semptomlar, bir homeopatın doğru remediyi bulmak için kullandığı pusuladır. Bir homeopat, vücudun kendisini iyileştirme eğilimine saygılıdır ve buna karşı değil de onunla çalışmaya çalışır. Homeopati, belirtileri bastırmaya çalışmaz. Amacı, bu semptomların altında yatan sebebi tanımak ve kaldırmaktır.

Homeopati, beden, zihin ve duyguların  ayrı ve farklı olmadığı, ancak aslında tamamen entegre olduğu esasına dayanır. Bu perspektife dayanarak, bir homeopat kişiyi bütün olarak anlamaya çalışacak ve hastanın yalnızca izole edilmiş hastalıklarına değil, bir hastanın fiziksel ve psikolojik semptomlarına uyan bir remedi bulacaktır.

”Başım ağrıyor” bir homeopat için semptom değildir.

Doğru remediyi bulmak için gerekli olan ayrıntılı semptom tanımı ise şöyledir: ” Sağ şakağımdan başlayan sağ gözüme oturan sıkıştırıcı tarzda bir ağrım var. Eğilince kötüleşiyor ve sıcak banyodan sonra daha iyi.”

HOMEOPATİK GÖRÜŞMEDE NE SORULUR?

Homeopati, hastalığı tedavi ederken hasta olan kişiyi inceler. Homeopat doktor hastaya geçmişi ile ilgili pek çok soru sorabilir. Çünkü duygusal ve zihinsel arka plan en az fiziksel semptomlar kadar önemlidir. Ana tema hastadır ve yaşadığı deneyimleri gerçekten bilen ve bunlarla iletişim kurabilen tek kişi de hastanın kendisidir.

Homeopatınızın sizin hakkınızda ne kadar çok şey biliyorsa ­şikayetleriniz sadece size özel ayrıntıları ve bunları nasıl deneyimlediğiniz, uykunuz, yeme içme şekliniz, korkularınız dahil- size etkili bir tedavi planlaması o kadar kolay olacaktır.

HOMEOPATİDE KONSTİTÜSYON NE DEMEKTİR?

Homeopatide konstitüsyon, kişinin mizacını, kalıtsal ve edinilmiş özelliklerini de içeren sağlık durumu demektir. Çevresel faktörler konstitüsyonu değiştirebilir.Homeopatiye göre zihin ve beden birbiriyle ilişki halindedir ve kişinin konstitüsyonunu ve karakterini anlamadan fiziksel problemlerini çözemezsiniz.

Genetik kod haritası, hem işlevsel bozuklukların hem de vücuttaki yapısal değişikliklerin bir sonucu olan fiziksel, zihinsel ve duygusal belirtilerden sorumludur. Bir homeopat hekim, aile hikayesiyle beraber fiziksel, zihinsel, duygusal semptomların tamamını ele alarak kişnin konstitüsyonel tedavisini düzenler.

HOMEOPATİK REMEDİLER HANGİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLİR?

Remedi, homeopatik tedavide kullanılan  ilaçlara verilen isimdir. Remediler sadece insanlarda test edilir, hayvanlarda test edilmez. Günümüzde bu şekilde sağlıklı insanlar üzerinde test edilerek etkileri kayıt altına alınmış  yaklaşık 3000 remedi vardır. Bitkisel, hayvansal, mineral  ve hastalık dokusu kökenli remediler, yetkili ilaç  şirketleri tarafından ,steril laboratuvarlarda özel tekniklerle ve yüksek oranlarda sulandırma işlemlerinden geçirilerek ve devlet denetiminde üretilmektedir.

HOMEOPATİK TEDAVİNİN SÜRESİ NEDİR?

Remedilerin etkisi, hastanın duyarlılığı, hastalığın doğası, mevcut patolojinin seviyesi, daha önce uygulanan tedaviler ve kullanılan ilaçlar, kişinin vital güç dediğimiz yaşam enerjisi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Tüm bu faktörler göz önünde bulundurularak en uygun remedi seçilirse etki hızlı ve yararlı olacaktır. Herkesin zihinsel ve fiziksel yapısı birbirinden farklı olduğundan bir hastalığa karşı tepkilerimiz de bireysel ve farklı olacaktır.

Genel olarak denebilir ki, uzun süredir devam eden ve yavaş ilerleyen bir şikayetin tedavisi akut olup yeni başlayandan daha uzun sürecektir.Ateş, ishal, kusma gibi akut gelişen durumlarda homeopatiyle son derece hızlı sonuçlar alınabilir.

Ancak uzun zamandır devam eden bir hastalıkta hastalığın resmi zaman içinde bozulmaktadır. Homeopat hem görünen semptomları hem de esas hastalığı tedavi etmek durumunda kalacağından iyileşme zaman alacaktır. Örneğin 10 yıldır devam eden bir astım tablosunun iyileşmesi 8-10 ay sürebilir.

HOMEOPATİ BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR Mİ?

Kapıları, pencereleri, çatısı, sıhhi tesisatlarıyla sağlam bir temel üzerinde kurulmuş bir ev düşünün. Deprem olduğunda camlar kırılabilir, borular patlayabilir, ancak temel sağlamsa evinizin geri kalanı sağlam bir şekilde ve dengede kalmaya devam eder ve hatta bir sonraki depremi de dengede karşılayabilir.

Konvansiyonel tıp tesisatçı, marangoz gibidir. Tek tek parçalara bakar ve onları onarır ve çalıştırır. Homeopati sağlığınız için istikrarlı ve sağlam bir temel oluşturur. Sağlam temel, bağışıklık sisteminizin daha güçlü olduğunun ve hastalığa karşı direnebileceğinin göstergesidir. Homeopati, acil semptomları hafifletmekten öte, sağlık sorunlarınız için uzun vadeli çözümler sağlamayı amaçlamaktadır.

HOMEOPATİK TEDAVİ SIRASINDA DİYET KISITLAMASI SÖZKONUSU MU?

Nane, okaliptüs, kafuru gibi kokulara maruz kalma remedilerin etkisini azalttığından tedavi süresince kullanılmamalıdır. Kahve kullanımı ile ilgi farklı görüşler vardır.Ancak, soğan sarımsak gibi güçlü tat ve kokulu gıdalar ile kahve gibi uyarıcıların her doz öncesi ve sonrası 15 dakika süreyle kısıtlanması mutlaka yapılmalıdır. Remedilerin emilim yolu ağız mukozası olduğundan ilacın alımından 15 dk önce ve sonra hiç bir şey yenilip içilmemesi gerekir.

HOMEOPATİK İLAÇ ALDIKTAN SONRA NE GİBİ REAKSİYONLAR OLABİLİR?

Bazen homeoptik tedaviye başladıktan sonra semptomlarınızda hafif ve kısa süreli bir artış ( agrevasyon) olabilir. Bu, iyileştirici faaliyet gerçekleşirken vücudun reaksiyon / detoksifikasyon / temizlik yöntemidir. Vücudunuz sisteminizden kaynaklanan önemsiz şeyleri atmaktadır. Vücudunuzun doğal şifa enerjilerinin hastalığa karşı koymaya başlamış olması iyi bir işarettir.. Detoks sonrasında, sağlığınızı hızla geri kazandığınızı hissedersiniz ve genellikle belirtileriniz kaybolmuş olur veya çok azalmış olur.

Her tedavi sırasında agrevasyon olmaz. Agrevasyon, remedinin karakteristiği değildir. Hastalığın karakteristiğidir.Örneğin Sülfür uykusuzluk için verildiğinde  agrevasyon görülmezken,  cilt hastalığı için verildiğinde mutlaka agrevasyon olacaktır.

HOMEOPATİ HAMİLELERDE KULLANILABİLİR Mİ?

Hamilelik sırasında homeopatik tedavi anne ve bebek için güvenlidir. Gebelik ve doğum sırasında ve sonrasındaki yaşanan problemlerin yanı sıra yenidoğan tarafından yaşanan tüm sorunlar, homeopati ile çok etkili ve yan etkileri olmadan çözülebilir.

Gebeliğin son üç ayı boyunca homeopatik tedavi güvenli ve düzgün normal doğum yapmanıza yardımcı olacaktır.

Tedavinin olası kalıtsal hastalıkların erken başlangıcını bloke etme potansiyeli vardır.

HOMEOPATİDE KORUYUCU TEDAVİ NEDİR?

Bir hastalığın erken belirtileri, X-ışınları, Ultrason, CT taraması gibi modern makineler tarafından saptanamaz. Karaciğerinizde 1 mm’lik bir tümörünüz olduğunu varsayalım. Ultrason veya BT taramasının bunu saptaması imkansızdır. Saptanabilir kütlenin çapı en az 2 mm olmalıdır.Oysa bu 1 mm’lik kütlede milyonlarca kanser hücresi olabilir.

Kanser kısa sürede gelişmez. Düzensiz mutasyonlar ile başlar. Kişinin problemi tedavi edilmezse,aşırılıklar devam eder hipoplazi, displazi ve insituya dönüşür. Bu in situ kanser, 2 mm veya daha büyük boyutlara ulaştığında saptanabilir. Oysa makineler bu hayatı tehdit eden sorunu tespit edemediği dönemde hasta semptomlar göstererek farklı sorunlardan şikayetçi olmuştur. Baş ağrısı, menstrüel sorunlar, kabızlık, uykusuzluk, yorgunluk, öksürük vs.

Bizler vücutlarımızda olan kuantum değişiklikleri hissedebilir, 95-100 milyar nöron içeren beynimizle başka herhangi bir ortam tarafından algılanamayan sinyalleri tespit edebiliriz.Buna bağlı olarak bir takım semptomlar yaşamaya başlarız. Homeopatlar, bir hastalığın makineler tarafından gözle görülür bir düzeye ulaşmasını beklemeden, objektif ve sübjektif semptomları gözlemleyerek tedavilerini düzenlerler.

error: İçerik kopyalanamaz.